1 01 2008

ANTALYA-İSTANBUL-ANTALYA

Şansa inanır mısınız? Ben inanırım ve bu yaz sonu da, şanslı olduğuma bir kez daha şahit oldum!

Pazartesi, yoğun iş gününün akşamında geç saatlere doğru, evde açtım bilgisayarımı, girdim internete. Mesajlarıma göz atıyorum. Üyesi olduğum arkadaşlık sitelerinden birindeki hesabıma gelen mesajlardan biri ilgimi çekti. Okuduktan sonra "Acaba?" diye düşündüm kendi kendime... Kendini kısa cümlelerle anlatmış! "Kısa boyluyum. Zayıf sayılırım. Antalya'da yaşıyorum. Özel bir şirkette yöneticilik yapıyorum. Şirket toplantıları için hafta sonu İstanbul'dayım. Bekarım ve çok ateşliyim..." diye bir mesaj. Tekrar "Acaba gerçek mi, yoksa?..." diye düşündüm. Macera, risk almaktır. Ya dedikleri doğru değilse? Ya öyle değilse, ya böyle değilse... Şans, işte burada devreye giriyor. Şanlıysan beklentilerin gerçekleşebilir, hatta beklentilerinin ötesi bile. Şanslı değilsen, değilsindir... Daha sonra yanıt yazdım. "Ben de senin kadar ateşliyim, hafta sonu İstanbul'u yakalım o zaman" diye. Eğer bu bir davet ise, bu daveti kabul ettiğimi anlatan klişe bir yanıttı aslında. O gece yanıt gelmedi tabii...

Ertesi akşam yine mesajlarıma bakmaya başladım, daha hevesli ve istekli bir şekilde. "Acaba?" sorusunun yanıtı beni iyice heyecanlandırmıştı. Aynı kişiden yanıt gelmişti. Heyecanım doruğa çıkmış bir şekilde, okumaya başladım mesajı. "Tamam öyleyse, msn adresini gönderirsen konuşalım biraz" diyordu... Daha ne demeliydi ki! Yazdım, gönderdim. Gece yarısına doğru msn’ime “Naber?” diye bir mesaj geldi ondan. Birden uykum açıldı, kendime geldim.

DEVAM EDECEK...